KONDA Raporu Açıkladı: Şiddete Komşular Ne Diyor?
Gündem

KONDA Raporu Açıkladı: Şiddete Komşular Ne Diyor?


29 November 20255 dk okuma4 görüntülenmeSon güncelleme: 29 November 2025

Türkiye'de kadına yönelik şiddet, ne yazık ki en acı gerçeklerden biri. Özellikle ev içinde yaşanan şiddet olayları, toplumun kanayan yarası olmaya devam ediyor. Peki, bu şiddete tanık olan komşular ne yapıyor? KONDA'nın son araştırması bu soruya çarpıcı yanıtlar veriyor.

Şiddet Çoğunlukla Dört Duvar Arasında Yaşanıyor

Bianet'in erkek şiddeti çetelesine göre, erkekler kadınlara en çok ev içinde zarar veriyor. Cinayetler evlerde işleniyor, yaralamalar evlerde yaşanıyor. 2024 verilerine göre öldürülen kadınların en az yüzde 67'si ev içinde yaşamını yitirdi. Şiddet çoğunlukla dört duvar arasında, "yuva" denilen yerde yaşanıyor. Bu durum, komşuların ve yakın çevrenin rolünü daha da önemli hale getiriyor.

KONDA Araştırması: Yakın Çevre Ne Yapıyor?

KONDA'nın 25 Kasım'da yayınladığı "Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet: Algı ve Tutum Değişimleri" araştırması, bu konuda önemli bir kapı aralıyor. Araştırma, toplumun şiddete tanık olduğunda nasıl tepki verdiğini ve bu tepkilerin yıllar içinde nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor. Erdoğan'ın "Kadın cinayetlerini verilerle konuşmayalım" yaklaşımına rağmen, veriler bize pek çok gerçeği gösteriyor ve olaylar arasında muhakeme yapma imkanı sağlıyor.

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, kadınlar ve erkeklerin büyük bir çoğunluğunun (%87) "Birisi şiddete veya tacize maruz kalsa bunu yakın çevresine duyurmalı" düşüncesinde olması. Ancak, aynı raporda görüşülen kişilerin %22'si "Çevrenizde şiddete uğrayan ama konuşmayan, konuşamayan birileri olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusuna "Evet, çevremde var" yanıtını veriyor. Bu durum, toplumun şiddeti duyurma konusundaki idealist yaklaşımı ile gerçek hayattaki sessizliği arasındaki çelişkiyi ortaya koyuyor. Özellikle kadınlar, çevrelerinde sessizce şiddet yaşayanların varlığını erkeklerden çok daha fazla görüyor ve hissediyor.

Komşular Ne Yapıyor? Sessizlik Sarmalı

Şiddetin yaşandığını bilen komşular, çoğu zaman sessiz kalmayı tercih ediyor. Bu durumun temelinde, müdahale etmenin "fazla" sayıldığı bir kültürel kod yatıyor. KONDA'nın araştırması, toplumun "şiddete ya da tacize uğrayan kişiye sorumluluk yükleyen" kalıp yargılara bakışının değiştiğini gösterse de, "kol kırılsın yen içinde kalsın" anlayışı kentlerde hala çok güçlü. Geleneksel-muhafazakar pratikler, şiddet yaşansa bile bunu duyurmamayı "onur koruma" biçimi gibi sunuyor. Yani evlerde şiddet yaşanırken, komşu veya yakın çevre çoğu zaman "Aile meselesi...", "Karışmayayım...", "Araları düzelir, ben arada kalırım..." gibi düşüncelerle hareket ediyor.

KONDA'nın verileri, bu sessizliği rakamlara döküyor. Bir yandan "Şiddet duyurulmalı" diyen %87'lik büyük çoğunluk, öte yandan çevresinde konuşamayan birilerinin olduğunu bilen %22 ve "Sus, ayıptır" diyen yerleşik bakış açısı. Bu durum, şiddet gören kadınların yalnızlığına ve çaresizliğine katkıda bulunuyor.

İstanbul Sözleşmesi'nin Önemi

Araştırmada İstanbul Sözleşmesi'ne dair sorular da yer alıyor. Sözleşmeden çıkma kararının ardından toplumun bu konudaki düşüncelerinde önemli değişiklikler yaşandığı görülüyor. Özellikle gençler, şiddetle mücadelenin uluslararası, bağlayıcı bir hukuk zemini olması gerektiğini savunuyor. Devletin imza attığı bir sözleşmeden çekilmesi, "karışma, aile meselesi" gibi cümlelerin daha kolay kurulmasına neden oluyor. Çünkü komşunun duvarı, aslında siyasal iklimin duvarının tuğlalarını da kuruyor.

Çözüm Nerede? Dayanışma ve Cesaret

KONDA'nın araştırması, şiddet görenlerin öncelikle devlete başvurduğunu gösteriyor. Ancak, kadınlar sivil toplum kuruluşlarına başvurma konusunda erkeklerden daha istekli. Bu durum, şiddetin "ev içinde halledilecek" bir mesele olmaktan çıktığını ve kadınların dayanışma arayışında olduğunu gösteriyor. Öte yandan, komşu ve yakın çevre dayanışmanın en hızlı halkası olması gerekirken hala çok gölgede kalıyor. Bu nedenle, bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, komşu cesareti. Şiddete tanık olan yakın çevre için mesele "karışmak/karışmamak" ikilemi değil. Mesele, hayatta kalmaya çalışan birine yalnız olmadığını göstermek.

Sonuç olarak, KONDA'nın araştırması, Türkiye'de kadına yönelik şiddetin karmaşık ve çok boyutlu bir sorun olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Şiddetle mücadelede, devletin, sivil toplumun ve bireylerin ortak sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle komşuların ve yakın çevrenin sessizliğini bozarak dayanışma göstermesi, şiddet gören kadınların hayatında önemli bir fark yaratabilir.